DÜNDEN BUGÜNE: SONER ARICA

“Dergikolik” olarak bu söyleşide, Türk Pop Müziği’nin en sevilen sanatçılarından biri olan Soner Arıca’yla buluşuyoruz…  Müzikte 25 yılı geride bırakan Soner Arıca, On parmağında on marifet olan, yaptığı her işte başarılı, titiz ve disiplinli bir isim…

 

-Soner Arıca, yaptığı her işte başarılı olmuş, çok yetenekli bir isim… Önce, okul yıllarınızdan ve eğitiminizden başlayalım..O yılları anlatır mısınız?

Marmara Üniversitesi İktisat Bölümü’nü bitirdim aslında. İktisat politikası üzerine master’a da başladım, ama müzikle ilgili profesyonel çalışmalarım da aynı tarihe denk geliyor, tamamlayamadım çünkü o zamanlarda, yoğun müzik dersleri alıyordum.

-Reklam filmlerinde oyunculuk, modellik yaptınız, profesyonel manken olarak, podyumlarda yer aldınız. O yıllardaki çalışmalarınızdan bahseder  misiniz?

Tüm bunlar, üniversite yıllarıma da denk geliyor, biraz macera gibi başlayan konu, birden ciddi bir işe dönüştü. Dönemin en çok reklam filminde oynayan, modellik yapan ve podyuma çıkan mankenlerinden biriydim, ilk albümüm çıkacağı sırada mankenliği bıraktım, beş yıl yapmış oldum tamamında..

 – 1988 yılında müziğe geçiş yaptınız, Bu alanda kimlerden eğitim aldınız?

Aslında, ilk albümüm 1992 yılında çıktı. Ama öncesinde, yoğun bir çalışma trafiği var tabii, TRT Gençlik Korosu bu serüveni başlatan asıl yer, sonrasında Melih Kibar okulunda, Belkıs Aran ile şan çalışmalarında ve Timur Selçuk okulundaki süreçler var.

 –1992 yılında ilk albümünüz “Bir Umut” piyasaya çıktı..ve sonrasını  sizden dinleyelim… O yıllarda, “kaset” vardı öyle değil mi? İlk albümünüz çıktığında neler hissettiniz?

Büyük bir mutluluk, büyük bir heyecan, zaten albümün kartonetine “düşle gerçek buluştu” yazmıştım, bugünün temeli o albüm..

– Soner Arıca, bugüne kadar kaç albüm çalışması yaptı? Albüm dışında, maxi single ve single çalışmaları da yaptınız, kaç şarkıya klip çektiniz?

Bir noktadan sonra, gerçekten tam ayı nedir karışmaya başladı.. özellikle dijital platformlarda single çıkmaya başlayınca iyice karıştı bu sayma işi 🙂 150 civarı şarkı seslendirdim, 68 de klibim var onları biliyorum..

 –Şarkı söylemenin yanı sıra, söz yazıyor, beste yapıyorsunuz… Söz ve beste aynı anda mı çıkıyor peki?

Çok değişiyor, aynı anda da oldular, önce söz sonra beste, ya da tersi de oldu, mevsim, ruh hali v.s gibi etkenler var tabii..

 

-Hangi sanatçılarla düet yaptınız?

Okan Bayülgen, Yeliz ve İzel

-Soner Arıca, 2005 yılında bir roman yazdı.”Belki de hiç unutmadım” Kitabınızdan bahseder misiniz?

Bu bir kurgu roman, elbette ben de varım içerisinde, ama sadece yaptığım mesleklerle ve birkaç duygu durumuyla ilgili, benim için çok özel bir deneyimdi yazmak, yeni bir kitap üzerine çalışıyorum.

  – Soner Arıca’yla söyleşince; konuşacak çok şey var elbette… ve Tiyatro oyunculuğu var sırada… Hangi oyunlarda oynadınız?

Tiyatro sahnesinde olmak, benim için oldukça ilginç ve faydalı bir deneyim oldu, Tiyatro Om ile “Aşk Hikayesi” Abdullah Şahin Tiyatrosu’nda “Çılgın Yenge, Üvey Karım” Adım Tiyatro ile de “Kanlı Nigar” ve “Padişah-ı Osman” oyunlarında oynadım. İki yıldır, tiyatro sahnesinde müzikle ilgili yoğun çalışmalarım sebebiyle yer alamadım, umarım güzel bir oyunla tekrar sahnede olurum.

 TRT için hazırlanan bir dizide de oynadınız, Hangi diziydi?

Konuk oyuncuydum, dizinin yönetmeninin Yusuf Kurçenli olması, kabul etmemde büyük bir etkendi, diziyi de o günleri de sevgiyle anıyorum.

 On parmağında on marifet diyoruz ya; gelelim Radyoya.. Radyo serüveni nasıl başladı? Kaç yıldır Radyo programı yapıyorsunuz? TRT FM’de, hangi gün ve saatlerde yayındasınız? Programın içeriğinden bahseder misiniz?

TRT, Kent Radyoları konsepti başlatmıştı, İstanbul ile ilgili olanı için teklif aldım, başlarda tereddüdüm vardı, ancak kısa sürede dinleyici ile aramızda sağlam bir iletişim oldu, sonraki yıl TRT FM’de, aynı formatla devam ettik. Üç yıldır devam ediyoruz, programın adı “Soner Arıca’yla İçimizden geldiği gibi” ve tam da adına uygun, samimi sıcak sohbetlerin olduğu, benim zaman zaman canlı şarkı da söylediğim bir program. Ben, “büyük bir arkadaş gurubu buluşması” diyorum programın süreciyle ilgili, cumartesi-Pazar 18.00-20.00 saatlerinde radyodayız.

  – Sahne aldığınız bir mekan var mı? Sizi, canlı olarak dinlemek isteyenler, nerede dinleyebilir?

Anadolu yakasındayım uzun zamandır, her cumartesi Nanna’da şarkı söylüyorum, şimdi “Soner Arıca-akustik” başlığında, bir format daha hazırlıyoruz, onu da hem İstanbul, hem de başka şehirlerde yapmayı düşünüyoruz. Tadı farklı, çünkü Nanna’da daha eğlenceye dayalı bir performans yapıyorum. Ama gelenler için, yüzde yüz garantili eğlence diyorum 🙂

-Türk Pop Müziği’nin, dünü ve bugünü hakkında neler söylemek istersiniz? Neredeyse her gün, yeni bir isimle ve yeni bir şarkıyla tanışıyoruz. Elbette, hepsi kalıcı değil..Sizce, kalıcı ve başarılı olmanın sırrı nedir?

Bu hep olacak, her zaman bugünler dün olacak, yarınlar gelecek, yeni sesler yeni akımlar hep olacak, sanırım “süreklilik ve gelen güne uyum sağlamak” kalıcı olmayı belirleyen en önemli faktör, ama ne olursa olsun, mutlaka özgün bir şey olmalı tavrımızda ya da yaptığımız işlerde.

 -Müziğe ilgisi olanlara tavsiyeleriniz nelerdir?

Aslında, hangi konuyla meşgul olurlarsa olsunlar, bana göre standart bir gereklilik var, o da: “tutkuyla çok çalışma” buna “sabır” kavramını da eklemek gerekiyor. Çünkü iyi şeyler, öylesine olmuyor, olamıyor, ayrıca söz konusu sanat ise, sanatın her dalını takip etmek, oralardan da beslenmek gerek.

-Yakında yeni projeler var mı?

Aynı anda, birkaç farklı çalışma birden yürüyor. Hem youtube kanalım için akustik kayıtlar yapıyoruz, hem albüm çalışması devam ediyor, yani boş zaman, neredeyse olamayacak görünüyor ki, hiç şikayetçi değilim, çok sevdiğim bir olgunun içerisindeyim, şükrediyorum bunun için.

 “Dergikolik” olarak, bu güzel söyleşi için teşekkür ediyoruz.

Ben de teşekkür ederim… size ve okuyuculara sevgiler.

 Röportaj: Deniz Sezer

The following two tabs change content below.

Deniz

Latest posts by Deniz (see all)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir