LATİF KORU İLE SÖYLEŞİ

Latif Koru “Dergikolik’e” konuk oldu…

“Dergikolik”  Oynadığı diziler ve sinema filmleri, radyolarda sunduğu şiir programları, televizyon ekranlarında talk showlar, birçok reklam ve tanıtım filminde, belgeselde seslendirme ve dublaj yapan başarılı bir isimle, sevgili Latif Koru ile buluştu…

“Latif’le şiir suare” ve “Uykusuz Adam”da, güzel sesi ve yorumuyla şiirler okudu, “Seksenler” dizisinde “Doktor Levent” olarak karşımıza çıktı, “Payitaht Abdülhamid”in  Zühtü Paşa’sı, Powertürk’ün Voice over’ı.. ve daha konuşulacak pek çok proje.. Latif Koru ile keyifli bir sohbete hazır mısınız? Başlıyoruz o halde 

-Latif Koru, çok yönlü, yetenekli ve oldukça başarılı bir isim… Çocukluk yıllarınızdan bahseder misiniz? Nasıl bir çocuktu Latif Koru?

Kendimi şanslı addeden insanlardanım bu hususta. Ankara’lıyım ben. Ankara’da mahalle ortamında geçti çocukluğum. Yani, mahalle abilerimiz, ablalarımız vardı. Saatlerce top koşturduktan sonra 2. kattaki evimize çıkmaya üşendiğimden, penceresini tıklatıp, susadım dediğimde, yüzüne en özel tebessümünü takınıp, elleriyle yaptığı limonatayı dualarla ikram eden rahmetli Ayşe hanım teyze vardı. Akşam ezanı okunduğunda evde sofrada olmak gibi genel geçer kurallarımız, müsaitseniz akşam size geleceğiz diye çok mesaj götürmüşlüğüm, deftere yaz babam yarın parasını ödeyecek diyebildiğim bakkalımız vardı. Basit bir plastik topu alabilmek için 5-6 kişiyle aramızda para toplayıp, maç sonu paramız anca o kadarına yettiği için sade bir gazoz alıp, yarı yarıya paylaşırken, ilk kim içecek tartışmalarımız vardı. Özetle, sıkı ve mutlu çocuklardık. Ve ne mutlu bana ki;  komşuluk, paylaşma, yardımlaşma gibi, şimdilerde içi boşaltılıp, sadece edebiyat parçalarken kullanılan şeyleri, ben dolu dolu yaşadım. Mesleki çok yönlülüğümü de, naçizane buna borçlu olduğumu sanıyorum.

-Birçok radyoda program yaptınız? Radyo serüveniniz nasıl ve ne zaman başladı?

İlkokul yıllarımdan başlayarak hemen tüm öğrenim hayatım boyunca okulun tiyatro kulüplerinde olan, sunuculuklarını yapan kişi oldum hep. O zamanlar evde sesimi kasetlere kaydedip kendimce radyo tiyatroları yapardım, şiirler okurdum. Hatta, ilk canlı yayın deneyimim, elektronikçiden aldığım, yaklaşık 500 metre menzilli, FM bandından yayın yapan bir vericiyle kendince aileme, mahalledeki arkadaşlarıma yayınlar yaparak başladı. J Profesyonel olarak yayıncılığa girişimse, bu alakamı bilen arkadaşlarımın özel radyoların ilk açıldığı seneler -1995 yılıydı, lise son sınıftaydım o vakit.- beni önerdikleri bir yerel radyoda görüşmeye gittiğim ilk gün, beğenilip yayına başlamamla oldu. O gün bu gündür radyoculuk, hayatımın en önemli parçalarından biri haline geldi.

-“Uykusuz Adam”, “Latif’le şiir suare” gibi bir çok radyo programlarınızda şiir okuyorsunuz, şiir okumak ayrı bir yetenek… Yazdığınız şiirler var mı? Ve şiirle ilgili yapmayı planladığınız başka çalışmalar var mı?

Şiir okuyan biri olarak bunu söylemem yanlış algılanabilir. Onun için kendimi tenzih ederek söyleyeceğim. Şairlikle şiir yorumlama farklı dallar. Şiire ve dünyasına uzaktan ilgililer belki bunu tam olarak algılayamaz ama, şiirle flört edenler kuvvetle muhtemel benzer kanaattedir; istisnaları olmakla birlikte, çoğu şair kendi şiirini iyi yorumlayamıyor. Nedenini tam olarak bilemiyorum ama bu böyle. Yazdığım şiirlere gelecek olursak, evet kimselerle paylaşmadığım, paylaşmayı da pek düşünmediğim şiirlerim var. 🙂 Hakkıyla yazmak bambaşka bir şey.

Şiirle ilgili olarak, bir müddettir üzerinde çalıştığımız albüm çalışmamız var. Uzun zamandır dostlarımızın bizden beklediği bir şeydi bu. Ben de sözümü tutma niyetindeyim. Albümle birlikte de sahne gösterilerimiz olacak. Şiiri, şiir severlerle canlı canlı buluşturma niyetindeyiz.

-Latif Koru’yu, televizyonda hangi kanallarda, hangi projelerde seyrettik?

Ankara’da başladı yine TV çalışmalarım. Kanal A, Başkent TV ve Flash TV’de çeşitli programlar sundum. Sonrasında değerli dostum Erkan Köse ile şimdi ki Fox TV olan TGRT’de güzel bir Talk Show programı yaptım. Hem kamera önünde, hem kamera arkasında izleyicilerin severek izlediği birçok programda, sunucu, editör, voice over olarak çalıştım.

-Reklam filmlerinde seslendirme yaptınız, hangi reklamlarda dinledik sesinizi?

Reklam seslendirmeleri son yıllarda yoğunluk kazandı. Daha önceleri doğrusu pek ilgili değildim. Fakat son 3-4 yıldır sevgili Taylan Oğuz’un Melodika’sında keyifle birçok reklam ve tanıtımın seslendirmesini yaptım ve halen devam ediyorum. Hangisi derseniz, birçok derim. Zira cidden sayısını bilmiyorum. Fakat sorunuzu yanıtlamak adına, son dönemde seslendirdiğim birkaç reklam arasından, Microsoft, Dalin, Mint, Money card, Bp, Ziraat Bankası, Philips gibi markalar var.

-Daha önce Star TV’nin de kurumsal sesiydiniz, şimdilerde de Powertürk dinleyenler, Latif Koru’nun sesine aşina… Kaç yıldır devam ediyor?

Doğrudur. Star Tv ile yaklaşık 2 yıl çalıştık. Power Media Group’la da 2007’de başladı çalışmamız. Yaklaşık 11 yıldır Powertürk Radyo ve Televizyonu’nun voice over’lığını yürütüyorum. Artık bir aile gibi olduk bütün çalışma arkadaşlarımızla. Çok disiplinli ve profesyonel koşullarda. Ki sonuç olarak aynı oranda başarıyla devam ediyoruz yolumuza.

-Sizi, TRT 1’de yayınlanan Payitaht Abdülhamid dizisinde “Zühtü Paşa” olarak izliyoruz. Diziden bahseder misiniz?

İyi bir sinema izleyicisi olduğumu söyleyerek başlamak isterim. Ayırt etmeksizin dönem filmlerini mutlaka izlerim. Bu kişisel ilgim, ister istemez aktörlük çalışmalarımdaki seçimlerime de etki ediyor. Öncesinde Seksenler dizisi, ki o da güzel bir dönem dizisiydi. Doktor Levent olarak. Sonrasında da Payitaht.

Payitaht Abdülhamid çok özel bir proje. Yakın tarihe ışık tutuyor. TRT Genel Müdürü İbrahim Eren bey ve Es film, altından kalkılması oldukça zor bir işin altından yüz akıyla kalktı. Yapımcılarımız Yusuf Esenkal ve Serdar Öğretici, yönetmenimiz Emre Konuk, konsept danışmanımız Selman Kayabaşı ve senaristimiz Uğur Uzunok başta olmak üzere, Abdülhamid Han’ı adeta onda fena bularak canlandıran Bülent İnal, birbirinden başarılı oyuncu kadrosu ve çok büyük bir ekiple, o dev platolarda her hafta inanılmaz bir iş çıkartılıyor. Ben de o etkileyici dönem ve hikâyenin içerisinde Maarif Nazırı Zühtü Paşa olarak, zamanda yolculuk yaparcasına, karaktere hayat vermeye çalışıyorum.

-Ve sinema… Bugüne kadar hangi filmlerde rol aldınız?

İlk rol aldığım film, sevgili Uğur Yağcıoğlu’nun “Dünyanın En Güzel Kokusu” filmi oldu, Tarık karakteriyle. Sonrasında da Selahattin Sancaklı’nın yönettiği “Direniş Karatay” geldi. Selçuklu Sultanı Gıyaseddin Keyhüsrevin’i veziri ve savaş komutanı Sührab karakteriyle. Bakalım, bu yaz içinde yine bir sinema projesi konuşuyoruz. Kısmet.

-Bu yıl, mart ayında vizyona giren son filminiz, Direniş Karatay’ın hikâyesini anlatabilir misiniz? Kimlerle çalıştınız?

Moğolların o dönemki gücü ve başarısının sonucu olarak Büyük Selçuklu Devleti’nin bundan etkilenmesi kaçınılmazdı. Sultan Gıyaseddin ve avanesinin yönetimde gösterdiği zaaflar, yanlış kararlar durumu daha vahim hale getirir ve finalde Kösedağ Savaşı’yla, sayıca çok daha üstün Selçuklu ordusu büyük bir hezimete uğrar. Fakat o diğergam Anadolu halkı, eğitimin üzerinde durup etrafında kümelenerek, bugünkü Karatay Üniversitesi’nin nüvesini oluşturan Karatay Medresesi’yle tekrar şahlanışın startını verirler. Başlarını da Emir Celalettin Karatay çekmektedir. Projeyi özel kılan, teknik imkanların ülkemiz bazında maksimum kullanılmasının haricinde, ilk kez bir üniversitenin taşın altına elini koymasıdır. Karatay Üniversitesi’nin bu çalışmasını, diğer üniversiteleri de yüreklendirmeleri adına önemli buluyorum. Yapımcımız ve filmin senaristi Selman Kayabaşı. Uğur Uzunok, Ertuğrul Fındık, Lütfi Başaran. Yönetmenimiz Selahattin Sancaklı hepsi Konya’nın en sıcak günlerinde yüzlerce castın içerisinde büyük bir savaş verdiler. -Özellikle hayvanlara ve doğaya zarar vermeden bunu yapmak ekstra bir sorumluluk- Ve özel bir eser bıraktılar. Var olsunlar.

-Latif Koru, çok yönlü ve yetenekli bir isim… Projeler, eş zamanlı olarak devam ediyor, nasıl yetişiyorsunuz?

Teşekkür ederim. Doğrudur, genellikle bir koltukta bir kaç karpuz taşıyorum. Zor iş kırmadan hepsini taşımak. Lakin avantajım şu ki, birbirinden farklı olsa da, aynı sektör içerisinde ve kapasitemin dahilinde gerçekleşiyor bu çeşitlilik. Zaman zaman çatlaklar oluşmuyor değil ama bir şekilde üstesinden geliyoruz şükür. Yaptığımız iş, geleceğe not düşmek bir anlamda. Her üreten insan gibi, biz de geçtiğimiz yere faydalı bir iz bırakmak çabasındayız. Tabi “Uykusuz Adam” oluşum ve dolayısıyla uykuyla aramın pek olmayışı da bu noktada, zamanı maksimumda kullanmak adına iyi bir avantaj sağlıyor. J Nasıl yetiştiğime gelince, özelimde yalnız kalma temayülünde biri olsam da, işlerimde ekip çalışmasına çok önem veriyorum. Ekibimi seçerken de çok titiz davranıyorum. Ve sağ olsunlar, her projedeki ekip arkadaşlarım üzerlerine düşeni fevkiyle yapınca, benimde yüküm azalıyor ve yetişebiliyorum.

-Radyo, televizyon, sinema, seslendirme ve dublaj… Bu alanlarda eğitim almak isteyenlere neler tavsiye edersiniz?

Klişe yakışır buraya J “Eğitim şart” Görsel işlerde de eğitim önemli bir saik, lakin hepsinden önemlisinin özel yetenek ve “uçuş saati” yani tecrübe olduğu kanısındayım. Zira bilirsiniz alaylılık hala geçer akçe sektörde. Teorik bilgilerle donanmanın önemini yadsıyamam tabi, fakat yine de pratik en geçer akçe bence.

-Radyo,televizyon, sinema, seslendirme ve dublaj..hepsi birbirinden farklı alanlar, birini tercih etmeniz gerekse, hangisini tercih ederdiniz?

Bu konuda ayrım yapmak oldukça zor. Radyoculuk sektöre ilk adım atışım. Radyo programcılığı, zaman zaman fasılalar da verseniz, vazgeçemeyeceğiniz bir iş. Fakat aktörlük de ondan ayrı değil gönlümde.

-Yakında yeni projeler var mı?

Yakında, ekrana yönelik hazırlık yaptığımız bir proje var kafamda. “Payitaht” devam ediyor. Sinema da olacak gibi yine bu yaz. Ve az evvel de söylediğim gibi şiir albümümüz, sonrasında da sahne gösterileri.

-Sosyal medya ile aranız nasıl? Sizi takip etmek isteyenler, nereden ulaşabilir?

Sosyal medyayla pek sevişmiyoruz. Fakat özellikle iş gereği, takipçilerimizle iletişim için olmazsa olmaz haline geldi. Onun için hayatımızın önemli bir parçası. Hatta bir sosyal medya şirketiyle de sırf o mecraya yönelik bir çalışmayı da görüşme aşamasındayız. O da sürpriz olsun.

“Dergikolik” olarak, bu güzel söyleşi için teşekkür ediyoruz.

Ben teşekkür ederim bu sıcak sohbet atmosferi için…

Röportaj: Deniz Sezer

The following two tabs change content below.

Deniz

Latest posts by Deniz (see all)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir