OP.DOKTOR ÖMER BİLAÇ İLE KULAK BURUN BOĞAZ SAĞLIĞI VE ÇAĞIMIZIN HASTALIĞI VERTİGO KONUSUNDA SÖYLEŞTİK…

Sayın Ömer Bilaç biz ve hastalarınız sizi çok iyi tanıyoruz. Okurlarımız için kendinizden söz eder misiniz?

05.11.1978 tarihinde İzmir Bornova’da doğdum. İlk-orta-lise tahsilimi Bursa’da tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nden 2002 yılında mezun oldum.  İstanbul Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 2007 yılında KBB Hastalıkları ve Baş Boyun Cerrahisi ihtisasımı tamamladıktan sonra Şanlıurfa Viranşehir Devlet Hastanesi’nde mecburi hizmetimi bitirdim. Meslek hayatımı Eskişehir Yunus Emre Devlet Hastanesi’nde devam ettirdikten sonra 2016 yılı Aralık ayından beri şu anda da çalışmaya devam ettiğim Sağlık Üniversitesi İstanbul Sultan Abdülhamid Han Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görev almaktayım. Tuna Bilaç isminde bir erkek çocuk babasıyım.

-Kulak burun boğaz hastalıkları konusunda toplumun yeterince bilgilendiğini düşünüyor musunuz?

Ne yazık ki yeterince bilgi sahibi olduklarını düşünmüyorum. Özellikle baş-boyun kanserleri hakkında ve çok sık karşılaşılan baş dönmesi, kulak çınlaması gibi şikayetleri olan hastaların hastalıkları hakkında bazen yanlış bilgilere sahip olduklarını sıklıkla görmekteyiz.

– İnsan sağlığı için çok ciddi ve kalıcı sorunlar oluşturabilecek konunuz ile ilgili hastalıklar için tıpta yeni çalışmalar varsa bize açıklar mısınız?

Tıbbın her branşı sürekli gelişmekte olduğu gibi özellikle KBB alanında da sürekli yeni gelişmeler olmakta. Örneğin robotik cerrahide gelişmeler baş-boyun bölgesindeki ameliyatların hem kolay hem de cabuk şekilde olmasını sağlamakta. Diğer yandan koklear implant cerrahisindeki ilerlemeler doğuştan ya da sonradan kalıcı işitme kayıplı hastaların tedavi ve rehabilitasyonlarında tatmin edici sonuçlar almakta. Fasyal-plastik cerrahideki gelişmeler ise hastalarımızın hayatlarında bambaşka ufuklar açmakta…

-Mesleğinizde ne gibi sorunlarla karşılaşıyorsunuz?

Türkiye Cumhuriyeti’nde sağlık alanında hasta hakları alanında yapılan devrim niteliğindeki gelişmelerin aynı zamanda sağlık çalışanlarına da yapılması en büyük dileğim. Özellikle çalışma ortamlarındaki sağlık çalışanlarına yapılan şiddet son zamanlarda endişe verilecek düzeyde artmaktadır. Sağlık çalışanlarının çalışma saatlerindeki aksaklıklar, yıpranma payı sorunları, emeklilik yaşı ve performans sistemindeki sorunlar aklıma gelen belli başlı sorunlarımız…

-Kulak burun boğaz sağlığı alanında erken teşhis büyük önem taşıyor mu?

Baş boyun kanserleri erken yakalanırsa tedavi edilebilirler. Baş boyun kanseri erken belirti vermesi özelliği erken tanı konulabilmesini sağlar. Muhtemel uyarıcı işaretleri bilmeli ve doktorunuzu mümkün olan en kısa zamanda uyarmalısınız.

Baş boyun kanserlerinin başarılı tedavisinin erken teşhise bağlı olduğunu unutmayın. Uyarıcı bir takım belirtilerin bilinmesi baş boyun kanserinde yaşamınızı kurtarır.

Neleri gözlemlemeliyiz:

  Boyunda bir şişlik

Baş boyun kanserleri genellikle vücutta herhangi bir yere yayılmadan önce boyundaki lenf düğümlerine yayılır. Boyunda 2 haftadan uzun sürede geçmeyen şişlikler mümkün olan en kısa zamanda bir doktor tarafından görülmelidir. Tabii ki tüm şişlikler kanser demek değildir. Ancak şişlik ya da şişlikler ağız, gırtlak, guatr  kanseri, bazı lenf kanserleri ve kan kanserinin ilk belirtisi olabilir. Böyle şişlikler genellikle ağrısız ve gittikçe büyüme eğilimindedir.

  Ses değişimi

Pek çok gırtlak kanseri ses değişimine neden olur. 2 haftadan uzun süren ses kısıklığı ya da ses değişimleri doktorunuzu görmeniz açısından sizi uyarmalıdır. Bir Kulak Burun Boğaz ve baş boyun uzmanı; ses tellerinizi kolay ve ağrısız yöntemlerle muayene edebilir. Her ne kadar pek çok ses değişikliğinin nedeni kanser değilse de işi şansa bırakmamalısınız. Eğer ses kısıklığınız 2 haftadan uzun sürerse gırtlak kanseri olmadığınızdan emin olmalı ve doktorunuza gitmelisiniz.

 Dudakta büyüme

Dil ve dudak kanserlerinin çoğu geçmeyen yara ve şişliğe neden olur. Yara ve şişlikleri ltihaplanmadıkça ağrısızdır. Kanama görülebilirse de sıklıkla hastalığın ileri dönemlerine kadar görülmez. Yara ya da şişlik boyundaki bir kitleye eşlik ederse bu son derece ciddiye alınmalıdır. Diş doktorunuz ya da doktorunuz biyopsi (doku örnekleme testi) gerekip gerekmediğini değerlendirip bu işlem için sizi bir baş boyun cerrahına sevk edebilir.

 Kanama

Bu sıklıkla kanser haricinde bir nedene bağlıdır. Bununla beraber ağız, burun, boğaz  ve akciğer tümörleri kanamaya neden olabilirler. Birkaç günden fazla bir süre tükürük veya balgamda kanama görülürse doktora görünmelisiniz.

Yutma problemleri

Boğaz ve yemek borusu kanserleri katı gıdaların ve bazen sıvıların yutulmasını zorlaştırır. Gıda belli bir noktada batma hissi uyandırıp ya mideye gider ya da ağızdan geri gelir. Bu durumda bir doktora başvurmalısınız. Genellikle X ışınlı baryum yutma filmi ya da yutturulan bir tüp yoluyla yemek borusunun direkt muayenesi ile neden ortaya konur.

Ciltteki değişiklikler

Baş boyunda çok sık karşılaşılan deri kanseri erken başlanan tedaviye iyi yanıt verir. En sık alın, yüz, kulak gibi cildin güneşe maruz kaldığı yerlerde görülürse de cildin herhangi bir yerinde olabilir. Deri kanseri sıklıkla küçük soluk bir yara şeklinde başlar, yavaş büyür ve ortasında gamze şeklinde bir çukur ve hatta ülser oluşur. Bu alanın bir kısmı iyileşirken daha büyük bir bölümü ülsere kalır. Bazı deri kanserlerinde renk değişimi görülür.

Baş boyunda görülen diğer kanser tipleri arasında; yassı hücreli kanser ve habis melanom sayılabilir. Yassı hücreli kanserlerin bir bölümü alt dudak ve kulakta görülür. Deri kanserine benzer ve erken teşhis edilip uygun tedavi edilirse genellikle daha tehlikeli hale gelmez. Dudakta, yüzde, kulakta  iyileşmeyen bir yara varsa hemen doktora başvurun.

Habis melanom klasik olarak ciltte koyu mavi siyah renkli değişime neden olur. Bununla beraber herhangi bir bendeki büyüklük, renk değişikliği, kanamanın başlaması da birer sorundur. Yüz ve boyunda özellikle büyüklük ve şekil bakımından değişiklik gösteren mavi siyah renkli bir leke varlığında mümkün olduğunca çabuk zamanda bir deri hastalıkları uzmanına ya da başka bir doktora başvurmalıdır.

Devam eden kulak ağrıları

Yutkunma esnasında kulak ve etrafında oluşan ağrılar boğazda büyüyen tümöre ya da enfeksiyona bağlı olabilir. Böyle bir şikayet; yutkunma güçlüğü, ses kısıklığı ya da boyunda bir şişlik ile beraberse daha da dikkat çekicidir. Bu  bulguların en kısa zamanda bir Kulak Burun

Boğaz Uzmanı tarafından da değerlendirilmesi gereklidir.

-Halk arasında en yaygın olan vertigo hastalığının ve varsa önlemlerini bize anlatır mısınız?

Latince dönmek fiilinden gelmektedir, denge sisteminde ortaya çıkan fonksiyon bozukluğu sonucu baş dönmesi olarak adlandırılır. Vertigo sırasında hastalar çevredeki eşya veya insanların etrafında döndüğünü ifade ederler. Kendi çevresinde 4-5 defa döndükten sonra duran veya lunaparkta dönme dolaba binip inen sağlıklı insanlarda ortaya çıkan baş dönmesi vertigoyu çok iyi tarif etmektedir. Kişide ortaya çıkan sağ veya sola doğru denge kaybı, sersemlik hissi, başta ağırlık olması veya yerin ayaklar altından kayması durumu vertigo değildir. Bu gibi durumlar dizziness olarak adlandırılır ve bu da denge bozukluğu içinde yer almasına rağmen vertigoya göre tedavisi farklılık gösterir. Vertigo bir hastalık değildir; bir semptom yani bulgudur. Nasıl baş ve kol ağrısı veya ayakta uyuşukluk bir hastalık olmayıp bir hastalık sonucu ortaya çıkıyorsa vertigo da benzer şekilde bir hastalığın neden olduğu bulgudur. Bu nedenle hangi hastalığın vertigoya neden olduğu araştırılarak tanıya gidilmelidir. Vertigoya neden olan her hastalığın tedavisi farklıdır. Bu nedenle vertigonun tedavisi altta yatan hastalık tespit edildikten sonra yapılmalıdır. Halk arasında varolan “vertigonun tedavisi yoktur” inanışı yanlıştır. Vertigo tedavisinin başarısız oluşundaki ana neden çoğu zaman tanının doğru konamamasıdır. En sık vertigo nedeni olan ve denge kristallerinin dağılması olarak adlandırılan Benign Paroksismal Pozisyonel Vertigo’da tanı doğru konur ve kristallerin dağıldığı yarım daire kanalı doğru olarak tespit edilirse tek manevra ile 10 dakika içinde %90’ın üzerinde tedavi sağlanmaktadır. Diğer vertigoya neden olan hastalıklarda da, hastanın gerekli yaşam şartlarına uyması ve düzgün ilaç kullanımı ile şikayetler ya tamamen geçmekte ya da hayatı etkilemeyecek seviyeye inmektedir.Vertigo ve denge bozukluğuna neden olan hastalıklar görülme sıklığına göre şöyle  sıralanabilir.

  • Benign paroksismal pozisyonel vertigo (BPPV)
  • Meniere Hastalığı
  • Vestibüler nörinit (denge sinirinin iltihabı)
  • Vestibülopati (İç kulak denge sisteminin işlev bozukluğu)
  • Labirentit (iç kulağın iltihabı)
  • Migren (iç kulak migreni)
  • Psikolojik nedenlere bağlı vertigo
  • Barotravma (yüksek basınca maruz kalınması sonrasında iç kulakta hasar oluşması)
  • Akustik travma (yüksek sese maruz kalınması sonrasında iç kulakta hasar oluşması)
  • Akustik nörinom (iç kulak sinirinden kaynaklanan tümör)
  • Beyne giden kan damarlarında daralma
  • Multipl skleroz
  • Beyin tümörleri
  • Boyun omurga ve kas yapısında ortaya çıkan hastalıklara bağlı gelişen denge bozuklukları ve vertigo

En sık kaşılaşılan vertigo nedeni olan Benign paroksismal pozisyonel vertigo yatağa yatarken, yataktan kalkarken, ayakkabılarını giymek için eğildiklerinde veya raftan bir şey almak için başlarını kaldırdıklarında kısaca baş hareketleriyle ortaya çıkan vertigo ile ortaya çıkar. Çoğu hastada baş dönmesi 5-15 saniye  sürer ve az kişide 1 dakika veya üstüne çıkabilir. Halk arasında “denge kristallerinin dağılması” olarak adlandırılan bu hastalıkta iç kulaktaki denge organında doğal bulunması gereken yerden ayrılan kalsiyum-karbonat kristalleri yarım daire kanalları içine düşerek  başın hareketi sırasında yarım daire kanalları içindeki sıvı içinde hareket ederek baş dönmesine neden olurlar. Kişi oturur pozisyondan yatar pozisyona geçince  şiddetli baş dönmesi olur yine aynı şekilde yattığı yerden doğrulup oturunca da yine aynı şekilde baş dönmesi ortaya çıkmaktadır. Her iki kulakta değişik yönlere doğru uzanan 3’er adet yarım daire kanalı mevcuttur. Kristallerin düştüğü doğru kanal tespit edildikten sonra yaklaşık 10 dakika süren manevra ile kristaller yarım daire kanalı içinden ayrıldıkları alana geri yollanır. İlaç kullanmadan yapılan ilk manevra sonrası tedavide başarı oranı % 85’in üzerindedir.

Ani işitme kaybı hastalığı nedir? Korunma önlemleri var mıdır?

Ani işitme kaybı, önceden herhangi bir işitme probleminiz yokken, 3 gün içinde ortaya çıkan genellikle tek taraflı olmakla birlikte iki taraflı da olabilen, tıbbi olarak kanıtlanmış (saf ses odyometri testinde 3 ardışık frekansta 30dB’den fazla kayıp), iç kulak ve/veya işitme sinirindeki bir probleme bağlı olarak gelişen işitme kaybıdır. Ani işitme kaybı çoğunlukla nedeni bilinmeyen bir hastalıktır. Bunun dışında  viral enfeksiyonlar, travma, çok şiddetli sese maruziyet, damarsal olaylar, basınç değişikliği, hastanın geçirmekte olduğu iç kulak hastalığı, gizli seyreden beyin sapı tümörleri (akustik nörinom), bazı sistemik hastalıklar ve kanser tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar neden olabilir. Ani işitme kaybı hasta tarafından bazen tek ya da çift taraflı işitme azlığı olarak fark edilebileceği gibi, aniden ortaya çıkan çınlama uğultu ya da kulakta dolgunluk hissi şeklinde de belirti verebilir. Baş dönmesi bu belirtilere eşlik edebilir. Böyle bir durum fark ettiğinizde ilk yapmanız gereken şey size en yakın kulak burun boğaz hastalıkları uzmanına hemen başvurmak olmalıdır. Ani işitme kaybında kesin tanı ancak kulak burun boğaz uzmanı tarafından yapılan tam bir kulak ve işitme muayenesinin ardından yapılacak olan işitme testi (saf ses odyometrisi) ile konulabilir. İşitme testi ile işitme kaybının derecesi ve  hangi frekansları etkilediği ortaya konur.  İşitme testi sonrasında ani işitme kaybı saptana hastalarda metabolik damarsal enfeksiyöz nedeni araştırmaya yönelik ayrıntılı kan tahlilleri ve  MRI ( Manyetik Rezonans ) inceleme yapılabilir. ani işitme kaybı, hastalar hiç bir tedavi almasalar dahi genel olarak % 60-65 oranında kendiliğinden kısmi veya tam iyileşme gösterebilir. Ancak hastalığın başlangıcından itibaren tedaviye başlama süresi geciktikçe iyileşme beklentisi azalmaktadır. Bunun dışında tedavi başlangıcında daha ileri seviye işitme kaybı olan, yaşlı, eşlik eden hastalıkları olan ve baş dönmesi olan hastalarda da tedaviye daha az yanıt beklenir. Bu nedenle erken tedavi önem kazanmaktadır. Ani işitme kaybı tedavisinde yıllardır birçok farklı ilaç denenmiş ve hala da denenmeye devam edilmektedir. Bunlar içinde plazma genişleticiler, damar açıcılar, anti-viral, anti-oksidan ilaçlar, vitaminler, selenyum ve sistemik ya da bölgesel etkili kortikosteroidler (kortizon) gibi daha birçok değişik ilaç grubu ve bu tedavilere eklenen hiperbarik oksijen tedavisi sayılabilir. Tedavide en çok etkinliği kanıtlanmış ilaç kortizondur.
Ani işitme kaybının tedavisi birden çok ilacın birlikte uygulanmasını ve hastanın mümkünse izole edilerek ve yakından takip edilerek tedavisini gerektirir. Bu nedenle başvurduğunuz merkezin tedavi protokolüne göre değişmekle birlikte hastaneye belirli bir süre yatışı gerekebilir. Ancak hastaneye yatırmadan ani işitme kaybı tedavisi de veren uzmanlar ve klinikler vardır.
Ancak tedavide ana ilaç olan steroidlerin her hastada kullanımı mümkün olmayabilir. Bu durumlarda ve hastanın tedaviye yanıt vermediği durumlarda kulak zarından orta kulağa kortizon (dexametazon) enjeksiyonu hastalara önerilebilir.

Son olarak başarılı bir tıp adamı kimliğinizle alanınız hakkında önerileriniz?

Kulak Burun Boğaz Hastalıkları branş olarak gelişme ve yeni tedavi yöntemleri bulma açısından son derece uygun bir alan… Özellikle teknolojiyi kullanan yöntemler alanımızda son yıllarda daha da önemli hale gelmekte… Umarım yakın zamanda biz de bu yöntemleri daha sıklıkla kullanır hale gelebiliriz…

Dergikolik olarak bizimle yaptığınız bu söyleşi için teşekkür ederiz.

 

Dergikolik- Feride Fosforoğlu

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir