ELİF KONUR: ENİS FOSFOROĞLU VE BÜYÜKADA

Bazı isimler tek başlarına ansiklopedi gibi olduklarından onları anlatırken alfabetik sırayla gitseniz bile nasıl anlatacağınızı şaşırırsınız.

Şükür ki ülkemizde böyle değerli sanatçılar var. Onlardan biridir Sevgili Enis Fosforoğlu.

Tiyatro sanatçısı, sinema sanatçısı, dizi film oyuncusu, senaryo yazan, oyun yazan, yönetmen, şimdilerde anılarını da yazan, Türkiye’yi de dünyayı da kucaklayabilecek bir yürekten ibaret bir sanatçı Enis Fosforoğlu.

Bunlar benim kendisini seven, ona hayran olan biri olarak bildiklerim, alkışladıklarımdı.

Bir de aile dostu olarak, ağabey olarak tanıdığım Enis Fosforoğlu var.
Sanatın bıçkı yediği her dönemde sanatından, tiyatrosundan, insanlarından vazgeçmemiş bir adam. 

Birkaç gün önceki Büyükada ziyaretimde Enis ağabeyim ve sevgili eşi Feride ‘mle yeniden görüştük, söyleştik, hasret giderdik. Bu ilk değildi zaten, daha evvelce de sevgili eşiyle beni evlerinde ağırlamışlardı. Ve bu denli yakınlıkta daha iyi görüyor insan kimi sanatçıların omurgalarını, yüreklerini, duruşlarını ve hayata bakışlarını…

Sahnede kendisini izleyenler bilir sahnede nasıl devleştiğini, tiratlarını, yaşayarak naklettiklerini. Ve biraz daha açarlarsa gözlerini sanatını yapmaktaki ısrarını, her koşula rağmen sanatından vazgeçmediğini, direncini…
Sanırım Enis Fosforoğlu olmak da böyle bir şey.

21 Kasım Çarşamba günü Büyükada’da Fayton Cafe’de “İyi misin?” adlı yazıp oynadığı tek kişilik oyunu, seyircisiyle laflamasındaydım. Zira ilk izleyişim de değildi. Ama her seferinde ilk izleyişimdeki coşkuyu yaratmak da onun mahareti.

Gel gelelim neden kafe?
Koskoca Büyükada’da bir tiyatro sahnesi yok da ondan.
Hava soğuk, motor seferlerinin bazıları iptal. Ama Enis Fosforoğlu’nda
“Bana ne, buzlu viskim olmazsa sahneye çıkmam, sol profilden fotoğrafımı çekerseniz karışmam, sahne ışıkları bana göre ayarlanmazsa yüzünüze bakmam, limuzin faytonum olmazsa şuradan şuraya adımım atmam” kaprisi YOK.

O soğuk havada, kafeteryanın sahne gibi ayarlanmaya çalışılmış bölümünde, sanki gerçek bir sahnedeymiş gibi, her birimizle tek tek ilgilenerek, Büyükada sakinlerini ve bendeniz şairesini de takdim edip onore ederek başladı tek kişilik gösterisine.

Bir önceki gece akşam yemeğimiz ve sohbetimizde ne konuşursak konuşalım onun aklı sahne olmayan bir sahnede nasıl hakimiyet kurup, izleyicisine en iyi nasıl ulaşacağının kaygısındaydı. Çünkü o, kendisini sevenleri “gerçekten” önemseyen bir sanatçı.
Popüler kültürün kibirli kölelerinden değil.
Sanatçı bir aileden gelen, sanatını yüreği ve emeğiyle yapan, değil Türkiye’nin, dünyanın en iyi sahnelerine layık bir tiyatro sanatçısıdır Enis Fosforoğlu.

Heyhat, gel gör ki Büyükada’ya -vazgeçtim adı gibi büyük olmasından- sahne kadar bir sahne bile yapılmamış. Görünen o ki Enis Fosforoğlu o kafede bize gösterisini sunmasaydı kimsenin aklına gelemeyecekti bu yokluk.
Ha, şimdiden sonra olur mu derseniz “Umamam yavrum umamam” derdi anneannem. Ben de size öyle cevap veririm. Nasıl umarım onu da söyleyeyim:
Sanatı ve sanatçıyı seven, aydınlanmanın akıl, bilim ve sanattan geçtiğini kavramış varsıl yurtseverlerimiz bu işi yaparlarsa yaparlar.

Daha geçtiğimiz 14 Haziran’da hem 40. Sanat yılını hem de doğum gününü kutlayan Türk tiyatrosunun duayeni Sevgili Enis ağabeyim, dilerim ve isterim ki daha uzun yıllar sahnede ol ve dediğin gibi “İnsanı insana insanca anlatan” tiyatro oyunlarını hep sergile. Bizler de seni gözlerimiz dolu dolu yine ayakta alkışlayalım.

Ayrıca
Enis ağabeyim o kocaman yüreğinde olduğum için, aile dostumuz olduğun için; hayatı, kişileri, neşeyi kederi, kaygıyı ve sevinci seninle paylaşabildiğim için çok mutluyum.

Küçük hesapları değil, paydaş duyguları olan insanların hem yıldız gibi gökyüzünde hem toprak gibi yeryüzünde olacağının ispatısın sen.

İşte, o soğuk havada sevgili eşinle vapur iskelesine kadar gelerek beni uğurlayışınızı nasıl atlayabilirim ki ben…

Bana “Ân olur cihana değer” hatıraları yaşattığın için de sonsuz mutluyum.
En keyifli, en şamata sohbetlerimizde bile ne çok şey öğreniyorum senden…
En son Fayton Cafe’deki gösterinden onlarca ana fikir çıkardım.

Hani bir iddia vardır. Biz Türkoloji okurken de bunu hep tartışmışızdır.

“Sanat, sanat için yapılır”
“Sanat toplum için yapılır.”

Ama ben o günden beri diyorum ki
“Marifet sanatı hem sanat için hem toplum için yapabilmektir.”
Bunu başardığın için seni ayrıca seviyorum Enis ağabeyim.

Görüyorsun yine de seni tam anlatamıyorum. Kalemin duyguya teslim olduğu yerler vardır. Bir tek cümle söyleyeceğim, sen anlarsın.
“İyi ki böylesin, iyi ki varsın…

Ve bir Teşekkür daha…

Bizlere imkansızlıklar içinde imkân yaratmaya çalışarak kafesini açan, bizleri orada ağırlayan Fayton Cafe’nin sahibi Ercan Akpolat beyefendiye de teşekkürlerimi sunuyorum.

Dilerim henüz atıldığı siyasi kariyerinde de layık olduğu yere gelir ve Büyükada layık olduğu güzelliklere kavuşur.

Umudu çoğaltarak ömrü çoğaltan ve hayatı güzelleştiren tüm güzel insanlar, bu inadınızla bin yaşayın, iyi ki varsınız…

Sevgilerimle…

Elif KONUR

 

 

The following two tabs change content below.

ELİF KONUR: ENİS FOSFOROĞLU VE BÜYÜKADA” için 2 yorum

  • 21 Kasım 2018 tarihinde, saat 16:41
    Permalink

    Elif Konur Hanmefendi duygularıma tercüman olmuş.Alkışlarımız değerli sanatçı Enis Fosforoğlu ‘na. İki sanatçıya başarılar dilerim.

    Yanıtla
  • 21 Kasım 2018 tarihinde, saat 18:48
    Permalink

    allah böyle insanların sanatçıların eksikliğini vermesin…sağlıklı ve uzunnnn ömürler versin…dostluğunuz baki olsun…sayın Enis FORFOROĞLU ile senin kitap imza günüde tanışma şerefine nail oldum ve unutulmaz anı olarak kaldı bende..çok şanslıyım bu yüzden…sevgilerimle

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir