AYKUT IŞIKLAR: ”AYI”DAN POST GAZETECİDEN DOST OLMAZMIŞ

       Ne dersiniz olmaz mı?

     Yıllardır bu söylemi duyarım. Çok doğru bir söz… Gazeteciden dost gerçekten olmaz. Çünkü  gazetecilik mesleğinin  doğası, dost olmaya karşıdır. Gerçek gazeteci yani, doğruları yazan gazeteci mutlaka can yakıyordur. Canı yanan insan   gazeteciyi  sever mi? Hele iyi kötü bir şeyler paylaştığı arkadaşı ise tepkisi iki kat artar. ‘’Ben de onu arkadaş  sandım, kötü gün dostu sanıp güvendim’’ diye başlar saydırmaya. Sonunda da ‘’Çok doğru imiş gazeteciden dost olmaz’’ diye mırıldanır.

      Kaç kişi; ‘’Bu adam benim arkadaşım ama işi bu. Doğruları yazmak zorunda. Ekmek parasını böyle kazanıyor. Kimseyi kayıramaz’’ Beni görmeyip  başkalarını  yazarsa vicdansız büyük haksızlık yapmış olmaz mı? O canını yaktığı insanların yüzüne nasıl bakar. Ben aradan sıyrılmış bir kişi olarak nasıl rahat dolaşırım?  Gazeteci herkese eşit uzaklıkta durmalı ve adil olmalı. ‘ diyen kaç kişi tanıyorsunuz?

           Madalyonun bir de arka yüzü var ki o çok önemli. Gazetelerde haber veya yorum yazan  kişi  kimseyi övmek-göklere çıkarmak zorunda değildir. Bu işi yapanlara   reklamcı veya PR cı deniliyor. Onlar kişi ve kurumların sadece olumlu taraflarını medyada yansıtan görevlilerdir. Gazetecinin böyle bir zorunluluğu yok. Olan   biteni  eksiksiz yazsın yeter. Yorumlarda objektif olmalı. Birilerine maddi çıkar var diye yani göbekten bağlı  ise  objektif olamaz. Tarafsız olmaya ne kadar gayret edersen et, yine de bu belli olur. Okur onu hemen anlar.  Ne demek istediğini ilk okuyuşta çözer. Çok üzücü bu tip gazeteciler çoğunlukta. Bir gün, halktan-haktan yana aslan parçası oluyorlar, ertesi gün tam tersi yalaka rolüne bürünüyorlar. Aklı sıra tarafsız gazeteci veya kimsenin adamı olmayan bağımsız gazeteci çok az kaldı. Bu kişileri en az benim kadar iyi tanıdığınıza eminim.

           Peki insanları üzmeyen, zor duruma düşürmeyen gazeteciler yok mu? Olmaz olur mu? Çoğu öyle. O tipler etliye sütlüye  dokunmayarak, sadece  güzel açıdan bakarak koltuklarını kaybetmezler. Hatta günü gelince de liyakat filan hak getire,  tepe yöneticisi bile olurlar. Son zamanlarda böyle örmekler çoğaldı. Ben birini en az 30 yıldır tanıyorum. Bir gün olsun da kalemini satmadan yazsın, birisinin iç yüzünü ortaya döksün olacak iş değil.  Hep ‘yaptı-etti-yapacak-edecek’ yani olumlu yazan ekonomi muhabiri idi.  Şimdilerde bir büyük gazetenin   üst düzeyde yöneticisi. Kaç dairesi olduğunu kendisi bile bilmiyordur. Hepsi hediye daireler. Gazetenin  durumu ise ortada. Her gün ‘iade gazete’  sayısı  artıyor. Tiraj düşmesi, eleman çıkartması ile paralel devam ediyor.  Çünkü gazeteyi kendi yazıların gibi sadece övgüler üzerine kurarsan, gerçekleri gazetesinde göremeyen kişi seni yarı yolda bırakır. Çarşı pazardaki orta gelirli   pahalılıktan ağlarken sen Türkiye’yi güllük gülistanlık gösterirsen  senden nefret eder. Halkın her gün bire bir karşılaştığı kurumları hakkında destan yazarsan, vatandaş acaba biz başka ülkede mi yaşıyoruz diye düşünür. Hastaneler yani  sağlık, bankalar, benzin, elektrik, telefon gibi önemli konularda gerçekleri yazamayıp hatta tam tersini yazarsan sana da gazeteci değil başka şey derler. ‘’Ben gazeteciyim. Doğruları yazacağım’’ dersen de… Başa döneceğim, sana Ayı postunu hatırlatırlar. Özetle kafanı koparırlar. Halkın ilgilendiği  gerçek  olaylar  ajitasyon içerir. Birilerinin mutlaka canını yakar.  Tekerine çomak sokmak derler ya.   Etliye sütlüye dokunmayan haber ve yorum yazarsan, okunmazsın ama davetten davete koşarsın.  

         Gazetecilere  neden dost olunmayacağını anlıyorsunuz değil mi? Kimse kendine  karşı dürüst olmadığı için, ben onun arkadaşıyım. Beni yazmaması gerekiyordu’  diye düşündüğü için  iyi gazetecilerden dostunuz olmaz. Bin tane güzel yazın unutulur o saniye dünyanın en kötü insanı yapılırsın. Sanki hakkında ölene dek övgüler yazmak zorundasın .

Demek ki bu insanlar arkadaşın veya dostun değildi. Varsın bundan sora da istediği gibi düşünsün ve konuşsun.

Zaten konuşuyorlar…

Aykut Işıklar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir