AYKUT IŞIKLAR: BAKALIM HANGİSİ YENİ KRALİÇE OLACAK?

Seda Gökkadar, Ayfer Er ve Mine Geçili…

               Bakalım hangisi ‘Yeni Kraliçe’ olacak?

Halkın vergilerinden gelen milyonlarca lirayı 7 bin kadrolu personeline ve yüzlerce yandaş sözleşmeli yayıncıya  dağıtan Türkiye Radyo Televizyon Kurumu yani TRT genelde sevilmez. Çünkü yayınları iktidar yanlısıdır. Başka bir deyişle iktidar borazanıdır. Hele seçim zamanı yaptığı haber ve yorum yayınları halkın en az yarısını çileden çıkarır. Bugün TRT’nin pek çok kanalı halkın büyük bir kesimi tarafından yok sayılmaktadır. O kanallar iptal edilmiştir. Bu gerçeği herkes bilmektedir. “İzleyen izlesin izlemeyen kendi kanalını bulsun denmektedir.”

“Ölen ölür kalan sağlar bizimdir.” der gibi…

             Ancak bir gerçek daha vardır. Bunu da inkâr eden vicdansız sayılır. Şayet TRT Müzik kanalı olmazsa, Türk müziği  sadece müzelerin tozlu raflarında olacaktı. Türk müziği diye bir kavramı gençler hiç bilmeyecekti.  Çünkü özel TV kanallarında ve özel FM radyolarında Türk müziği yok sayılıyor. Solist ve besteciler ancak ölünce haber oluyor.  Bugün yaşı 15 ile 20  arasında olanlar bile  Zeki Müren, Müzeyyen Senar, Safiye Ayla, Behiye Aksoy, İnci Çayırlı, Nesrin Sipahi, Mustafa Sağyaşar, Yaşar Özel gibi onlarca çok değeri, yorumcuyu tanımayacaktı. Hele bestecilerimiz daha yaşarken toprağın altına gömülecekti. Selahattin Pınar, Sadettin Kaynak, Münir  Nuretin Selçuk, Avni Anıl, Yusuf  Nalkesen, Teoman Alpay, Yıldırım Gürses gibi yüzlerce bestecimizi kim nasıl anlatacaktı?

      TRT, haberci olarak ne kadar taraf tutmuşsa ve halkın gözünden düşmüşse Türk müziğine olan katkısı da o kadar alkışlanır. Son on yıldır Türk müziğini yaşatan, gençlere tanıtıp sevdiren başka kurum yoktur. TRT müziğimize gönül verip 8 yıl konservatuar okuyan gençlere elini uzatan birkaç kurumdan da biridir. Zor da olsa pek çok genç TRT sayesinde sanatını halka duyuruyor. Bugün şayet yeni sesler dinliyorsak, bu önce devlet Türk müziği konservatuarları sonra da TRT radyoları ve Müzik kanalı sayesindedir. 

     Türk müziğine benim gibi gönül verip yakından izleyenler mutlaka biliyorlar. Müzeyyen Senar, Zeki Müren  ve Adnan Şenses, Behiye Aksoy dönemi bitince ortaya çıkan Emel Sayın, Muazzez Abacı dönemi de şimdilerde bitti bitecek. Çünkü 60’lı yılların yetiştirdiği Ankara Radyosu kökenli solistleri artık yaşlandı. Çoğu 70’li yıllara yaklaştı. Neşe Karaböcek, Seçil Heper, Gönü Yazar, Gönül Akkor, Samime Sanay, Hülya Sözer  gibi solistler artık yorgun savaşçı oldular.  1980 yılından beri Türk müziği solist olarak en çok parayı kazanan, bayrağı en tepelerde dolaştıran, ülkemizi dünyanın dört bir yanında başarı ile dolaştıran Emel Sayın’ın kariyeri zirve kabul edilir.  Peki, onun yerini kim alacak sorusu ise şu günlerde en çok merak edilen soru oldu.  Sayın’a aday gösterilen piyasa şarkıcıları yani Sibel Can, Ebru Gündeş, Seda Sayan, Muazzez Ersoy toplumun bir kesimi tarafından büyük  ilgi gördü ve görmeye devam ediyor;  ama sanırım kariyer sıralamalarında biraz eksikler. Türk müziğini anlayarak seven, sanatçıların özel yaşamına da çok önem veren aristokrat kesim onları hep piyasa şarkıcısı olarak kabul ediyor. Varoş semtlerin kraliçeleri yani… Bu durumda gözler tek okul olan TRT ye ve TRT’nin sanatçılarına çevriliyor. Emel Sayın’ın yerini bir TRT sanatçısı alacak ama hangisi? Bu çok yakında belli olacak. Emel Sayın piyasadan elini iyice çektiği an bir TRT sanatçısı ama Devlet Türk Müziği Konservatuarı mezunu sanatçı ortaya çıkacak. Yani Zeki Müren’in mirası şarkıları da  Sadettin Kaynak bestelerini de aynı çizgide aynı notasında söyleyebilecek çok yetenekli, özgün ses rengi olan ve tabii fiziği ile dikkati çekecek bir yorumcu “Türk müziğinin yeni kraliçesi” olarak lanse edilecek.

       TRT programlarına, Belediyelerin düzenlediği konserlere, festivallere bakınca karşımıza çok az isim çıkıyor.  Bu isimler de genelde “Bana TRT programları yeter. Ben akademik sanatçı kalayım, piyasa koşulları bana göre değil.” diyor. Kimisi bu sözleri samimi olarak kullanıyor, kimisi ise korktuğu için. Kendine güvenemiyor, piyasada kurda kuşa yem olmaktan çekiniyor. Kaybedecek bir değeri olmayan, cahil cesaretliler balıklama dalıyor. Ama TRT sanatçıları çok zor elde ettiği o sıfatı kaybetmekten korkuyor.

Türk müziğine ve eğlence dünyasına çok büyük emeği geçen, konuyu çok iyi bilen bir gazeteci olarak bugün  itibarıyla şu yorumcular karşıma çıkıyor.

         Kişisel görüşüme göre en büyük adayım, geçen hafta ilk albümü SADA’ yı piyasaya çıkaran Seda  Gökkadar. Assolist  denilince akla gelen tüm özellikler Seda Gökkadar’da mevcut. Sesi ve yorumu hemen kendini belli ediyor. Uzun boylu, güzel yüzlü, seksi bakışlı özetle sahne için yaratılmış bir kadın.  Üstelik çalışkan, akıllı, iradeli ve hırslı. Bu  zamanda albüm çıkarmak çok zor iş. Ama o yılmadı, uğraştı ve şimdi albümü olan bir TRT solisti olarak başka yerde duruyor. Emel  Sayın’ın yerini bence Seda Gökkadar alacak.

     Ayfer Er zirveye en yakın isimlerden biri sayılır. Sosyal medyada ve TRT yayınlarında sık sık karşımıza gelen, gerek güzel yüzü gerekse sempatik kişiliği ile çok sevilen Ayfer Er’i çok seven var. Uzun yıllar bir  müzisyen ile evli idi. Çevresi de çok geniş. Neden olmasın?

   Üçüncü adayım belki çok kişinin “Hadi yaa” diyeceği genç bir solist. Çok kısa zamanda nereden nereye geldiğine tanığım.  Mine Geçili Bitmez’in kendini aşması büyük bir hızla devam ediyor. Gerçek Türk müziği sevenler Mine’nin yorumuna ve sesine hayranlar. Göreceksiniz, Mine  Geçili Bitmez  iki yıl sonra nerede olacak.

          En iddialı yorumcuların başında olan Umut Akyürek de bir şey var. Ne eksik veya ne fazla anlamış değilim. Üç yıl önce en çok para kazanan solist olmalı idi. Bazen çok istemek ters tepki yaratıyor. Aynen Ayşe Ekiz gibi. İki yıl önce çılgın gibi koşturuyordu.  Eş, dost, arkadaş, gazino, konser her yerde Ayşe Ekiz vardı. Ama son  aylarda  nerede ne yaptığını duyamaz olduk. Veya  sessiz kalmayı tercih ediyor. Yılar önce başarısız bir albüm denemesi ile piyasaya merhaba diyen Esra İçöz de galiba TRT sanatçılığı ile yetiniyor. Oysa seveni çoktu.  

          Tuğçe Pala’yı boynu bükük çocuklara benzetiyorum. Ama arkadaşlarından farklı, güzel özellikleri olan bir yorumcu. Şan bilgisi fazla, batı müziği de söylüyor. Aynen Gönül Yazar gibi. Pala güzel ve modern görüşü ile çok farklı bir kulvarın yorumcusu olabilecek iken…

         Bir zamanlar  zirveye çok istekli olan  Mehsem Özşimşir  ise “Bu kadarı yeter” diyor. Evlilik planları yaptığına göre… Veya büyük idealine set çekiyor. Oysa çok güzel yüzü var. Sahne hareketleri de Emel Sayın ile bire bir örtüşüyor. Neden yerini almasın ki?

         Son bir yıldır Ankara Radyosu solistlerinden Nazlı Kanaat ‘ın  hızlı çıkışına tanık oluyoruz.  Sesinin  rengi harika. Yorumu da muhteşem. Nesrin Sipahi’nin gençliğine benzetiyorum. TRT’nin yılbaşı programında kadın solist  olarak Nazlı Kanaat’ı seçmesi de çok şey anlatıyor. ‘Ben TRT sanatçısı kalacağım’ diyor  ama hepsi bir zamanlar öyle diyordu.

Unuttuğum solist arkadaşlardan özür dilerim.  Görüyorsunuz insan olarak çok sevdiğim, arkadaşım olan bazı çok önemli isimlerin üzerini çiziyorum. Örneğin Muazzez Ersoy’u Emel Sayın’ın yerine oturtmuyorum. Hatta Muazzez Abacı bile yapmıyorum. Çünkü iki kere iki beş etmez.

      Sanatlarını yeterli bulmadığım veya treni kaçırdıklarına inandığım arkadaşlar lütfen alınmayın.  Ben kişisel düşüncelerimi açıkça paylaşıyorum. Darılma gücenme yok. 

Aykut Işıklar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir