AYKUT IŞIKLAR: Sevgililer Günü tuzağına düşene ”yalan dünya”

…İki kolunu erkeğinin omuzlarına dayamış. Erkeği diyorum, eşi de olabilir sevgilisi de. Kolları ile öne doğru yaslanmış halde. Başını bazen adamın göğsüne yaslıyor, bazen  dik duruyor.  Kendini müziğe ve dansa kaptırmış sallanıyor. Sanki orada değilmiş gibi… Dersiniz ki ne kadar ‘mutlu’ kadın. Çok seviyor ve seviliyor. Zaten öyle olmasa ‘Sevgililer Günü’nü böyle kutlar mı?

      Ancak… Çok az da kalsak benim gibi gözlemciler de var bu dünyada. Bakınca röntgenini çeken, beyninde geçenleri okuyan kişiler. Tam 50 yıl böyle gecelerde dolaşıp, insanları gözlemleyen gazeteciler daha ölmedi. O kadının ne kadar oynadığını iki dakikada çözer. Yeter ki kadını çok iyi izlesin. Küçük bir bakışını, gülüşünü, bazı şarkılarda özelikle mırıldanışını yakalasın. Olayı çözer.

 Hatta dans ettiği erkeği öperken bile ne yapmak istediğini. Çünkü o başka  bir  erkeğe  işaret çakmaktır. Hele iki üç kadeh içkiden sonra hareketler kontrolsüz olunca…

      ‘ Çok seviyor, çok seviliyor ‘ havalarında tiyatro yapan kadınları tuvalet kapısında çok gördüm. Telefonunu ruju ile peçeteye yazıp, iki saattir göz flörtü yaptığı adamın cebine sokuşturan kadınlar çok var. Erkeği de o sırada yan masalardaki  veya dans eden kızları izliyor.  Onun da beyninde şeytanlık var ama kadınlar kadar cesur ve yetenekli olması çok zor. Öyle erkekler de var tabii ki.

       Bu marjinal örneği ‘dört gün önce ‘ bütün dünyanın güle oynaya  kutladığı ‘Sevgililer Günü’ için yazdım. Sevgililer Günü’nde çok şey gördüm hatta genç iken yaşadım.  Bir iddiam var. Farklı düşünebilirsiniz, ‘hadi ya olur mu?’ diyebilirsiniz. 

      Ben gerçekten seven ve sevilen çiftlerin ‘Sevgililer Günü’ ne çok önem verdiğini görmüyorum. Birlikte yemeğe gitme, sembolik hediye, çiçek gönderme, fırsat bu fırsat diye kısa bir tatil hepsini kabul ediyorum. Ama bazı çiftlerin yaptıklarını samimi bulmuyorum. İşin içinde başka şeyler var diyorum. Bitmiş sevgiyi canlandırma ise buna saygı duyarım.  Günler önce başlayan hazırlıklar örneğin assolist gibi kıyafetler   en pahalı lokantalarda eğlenme isteği, illaki Fransız şampanyası ve tüm bunları sosyal medyada günlerce yazıp-çizmek bana ters geliyor.

    Bazı kişiler  yaklaşık  15 gündür İnstagram’da canlı yayın yapıyor. Hele  14 Şubat gecesi sabaha dek  akıllı telefon ellerinden düşmedi. Devamlı ‘ben çok mutluyum. Kocam beni çok seviyor. Karım benden daha iyi erkek bulamayacağını yine haykırdı. Çok eğleniyoruz. Birbirimizi çok seviyoruz, çok mutluyuz’ deyip durdular.  Allah hepsini daha çok mutlu etsin. İyi güzel de bundan biz ne? Biz arkadaş olarak sizi mutlu görünce  seviniriz  ama  sokağa çıkıp da göbek atacak değiliz.

 Çok sevmiş olabilirsin. Bu sevdiğin insanı ilgilendirir. Sevilmek de öyle.  İki kişinin arasındaki bir alış veriş. Gözler konuşur, bakışlar anlatır. Bu kelimeler ve hediyeler ile anlatılamaz. Gerçekten sevenler işte bu yüzden bazı iş adamlarının  mağazalardaki  malları tükettirmek için uydurduğu tuzaklara düşmez.    

‘’Sevgiler Gününde’’ yan masadaki adama telefonun veren kadınları  daha  sonra  başka şekillerde de duyuyorum. Dedikoduyu sadece kadınlar mı yapıyor. O gecelerin ele avuca sığmayan delikanlılar, kadınlardan  daha  dedikoducu. Üstelik de yalancı ve iftiracı. Elini tutmadığı kadın için ‘onunla birlikte oldum’ diye iftira atan kapı gibi adamlar tanıyorum ben. Ünlü kadınlar  utanmasa  da  yaşadıklarını anlatsa. Bakın kimler rezil olur…

Velhasıl sevgililer gününde,  ünlü oyuncu veya şarkıcı psikolojisine girip  çok sevilen kadın rolü oynayanların, iki gün sonra nerelerde neler yaptığını da biliyoruz.  Bu yüzden yazının başlığına ‘yalan dünya’ dedim. Başkalarını aldatırken kendimizi daha çok aldatıyoruz ama farkında değiliz.  

Aykut Işıklar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir